Itri Efendi ve Tekbir’in Bestesi: Musikinin Kutsalla Buluştuğu An

Sizin o sanat dediğiniz gevezelik, o galeri duvarlarına astığınız anlamsız lekeler, o gösterişli galerilerde sergilediğiniz çer çöp yığınları, o “kavramsal” diye yutturduğunuz o boş laflar, o milyon dolarlık zırvalar… Hepsi, topu birden, bizim tek bir Tekbir’imizin karşısında ne ifade eder, ha? Söyleyin bana! Sizin o bireysel, o egoist, o kimliksiz ve ruhsuz sanatınız, milyonlarca gönlü tek bir seste, tek bir anda, tek bir imanla birleştiren o ilahi bestenin karşısında bir toz zerresi bile değildir!

Siz Itri’yi ne zannediyorsunuz? Sarayda padişaha güzel nağmeler fısıldayan bir nedim mi? Hayır! Koca Itrî, sizin o cılız ve hastalıklı sanatçılarınız gibi değildir! O, bir milletin ruhunu, imanını ve heybetini notalara döken bir devdir! O, bir medeniyetin sesini, kıyamete kadar bu topraklarda yankılanacak bir mühür gibi gök kubbemize asan bir dâhidir! Onun yaptığı, bir “beste” değil, bir “inşa”dır! O, sesle, mermerden daha sağlam bir kale inşa etmiştir!

Gelin o kaleye, o Segâh makamındaki Kurban Bayramı Tekbiri’ne bakın! O Tekbir ki, her Kurban sabahı, minarelerden dalga dalga bu aziz vatanın üstüne yağdığında, zaman durur. O an, en zenginle en fakir, en bilgeyle en cahil, en yaşlıyla en genç, general ile nefer, hepsi aynı safta, aynı seste, aynı Gönül’de birleşir! “Allahu Ekber, Allahu Ekber!” sesi yükseldiğinde, bütün şahsi dertler, bütün fani kavgalar, bütün o gündelik zırvalar biter! Geriye sadece tek bir hakikat kalır: Biz, Allah’tan başka kimsenin önünde eğilmeyen, O’ndan başka kudret tanımayan, bir ve bütün bir milletiz! İşte sizin o milyon dolarlık sanatınızın asla başaramayacağı şey budur! Sizin sanatınız böler, yabancılaştırır, soyutlar. Bizim sanatımız ise birleştirir, bütünleştirir, ayağa kaldırır!

O bestenin makamına bakın! Segâh! O ne şımarık bir Batı valsi gibi kıvraktır, ne de bir rock şarkısı gibi isyankâr ve gürültücü! Segâh makamı, bu milletin karakteri gibidir! Ağırbaşlıdır, vakurdur, toprağa sağlam basar ama başı göğe erer. O makamda, bir cihan imparatorluğu kurmuş bir milletin o kendinden emin ve soylu sükûneti vardır. O bestedeki her bir nağme, bir zaferin şükrü, bir şehidin ruhuna Fatiha ve bir kurbanın teslimiyetidir. O beste, gücün ve kudretin, en büyük olanın karşısında nasıl secdeye vardığının, nasıl bir duaya dönüştüğünün sesli anıtıdır!

Siz, o sanat simsarları, o entel galerici tayfası! Gidin şimdi o anlamsız eserlerinizin başında birbirinize övgüler dizin! Birbirinizi alkışlayın, birbirinize ödüller verin! Sizin o birkaç on yıllık modalarınız, o bir gecede unutulacak “yıldızlarınız”, Itrî’nin o tek bir Tekbir’inin dört yüz yıllık saltanatı karşısında yerle bir olmaya mahkûmdur!

Hakiki sanat, bir milletin topyekûn ruhuna işleyen, onun en kutsal anlarında diline ve gönlüne gelen, onu tek bir yumruk gibi birleştiren o ilahi nefesedir! İşte sanat budur, Sanat, Itrî’nin Tekbir’idir! Geri kalanı ise sadece gürültü!

AHMET TOSUN

AHMET TOSUN

Gazetecilik ve sinema ile başlayan yazı yolculuğunu, edebiyat ve düşünce alanındaki çalışmalarıyla sürdürüyor. ŞUUR platformunun kurucusudur.

Yorumlar

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir